İzmir Ege Turizm Nostaljisi

Ege’nin incisi ve modern yüzü olan İzmir, Anadolu’nun dünyaya kapılarını açma özelliğini taşıyor. Bereketli toprakları, tarihi ve kültürel birçok zenginliğe sahiptir. Türkiye’nin İstanbul ve Ankara’dan sonra en büyük üçüncü şehri olan İzmir, kendine has lezzetleri ve güler yüzlü insanları ile hoşgörü kenti olarak da biliniyor diyebiliriz. Tarihi ve tabii güzellikleri ile Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biridir.

2 / 22

2.

Büyük İskender ile başlayan Hellenistik dönemi tüm coğrafyalarda olduğu üzere İzmir’de Roma, Bizans ve Osmanlı dönemleri izler. Roma ve Bizans dönemleri İzmir’de çok parlak ve akılda kalıcı olmamıştır.

Osmanlı hakimiyeti ile kent yeniden bir ivme yakalar. Kentin kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçişi 15. yüzyıla denk gelir. Bu dönemde kentin limanı çok büyük bir öneme sahip değildi. Asıl önemli olan liman Sakız Adası limanıydı. Çeşitli sebepler dolayısıyla ilginin İzmir’e kayması limanın da önem kazanmasına vesile oldu. 17. yüzyıldan itibaren kent çok ciddi yükselişe geçti. Gelişen ticaretle birlikte kentin farklı bir mozaik yapısı da oluşmaya başladı. Batıdan Doğuya ticaret yapmaya gelen Levantenler, Ortodoks Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Müslüman Türklerden oluşan bu mozaik hoşgörüyle bir kent kültürü oluşturdu. Ticaret bu farklı etnik kökenleri, kültürleri, dinleri hem birleştirdi hem de zenginleştirdi.

İzmir bu dönemde sokaklarında ve çarşılarında bütün milletlerden insanların, doğu ve batının tüm mallarının görülebildiği bir şehirdi. Asya ve Avrupa arasında bir ticaret köprüsüydü.

Limandan iç kısımlara ulaşım kervanlarla yapılıyordu. Tahmin edileceği üzere bu ulaşım şekli oldukça kısıtlıydı ve yavaştı. Levanten tüccarlar kentin iç kısımlarına daha hızlı ulaşabilmek için demiryolu çalışmalarına ön ayak oldular. İzmir- Aydın demiryolu Anadolu topraklarına yapılmış ilk demir yolu hattı olarak bilinmektedir.

Demir yolu yapımında amaç, havzalarda toplanan ürünleri en hızlı ve e ucuz bir biçimde limana ulaştırmaktı. Demir yolu ticari kapasiteyi arttırmıştı ve o dönemde Kızlarağası Hanının önüne kadar gelen ve bir iç denizden oluşan liman yetmez olmuştu.

Dolayısıyla 19. yüzyılda liman inşa imtiyazına sahip olan Fransız ve İngilizler bugün Pasaport olarak bildiğimiz yeni limanı inşa ettiler. Böylelikle, 19. yüzyılın sonunda kent ticaretin önemli merkezlerinden bir tanesi olur.

Ancak kentin bu ihtişamlı günleri savaş ile gölgelenir. Yunan işgalinin ardından Kurtuluş Savaşı ve akabinde 1922 yılındaki yangın kenti bir harabeye çevirir.

Cumhuriyet kentin yaralarını sardı ve Herodotos’un da değimiyle “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde” kurdular.

Cumhuriyetin kurulması ile kentin ticareti daha da gelişti, 1923 yılında 10 fabrika, 1933 yılında ise 129 fabrika İzmir’de kuruldu.

1923 yılında ticari bir atılım olan İktisat Kongresi ilk kez İzmir'de yapılır. Bu kongrede "fuar düşüncesi" ilk kez Atatürk tarafından ortaya atılır ve benimsenir ve Enternasyonal Fuar'ın temelleri 1936 yılında atılır.

Böylece İzmir’in ticari ve turistik yönü de ön olana çıkmaya başlar.

1930-1950 yılları arasında konserve fabrikaları, makarna ve bitkisel yağ fabrikaları kurulur. 1960 yılı sonuna doğru İzmir'de 11'i devlet sektörüne, 209'u da özel sektöre ait olmak üzere 220 büyük firma, muhtelif imalat dallarında faaliyet gösterir.

1970’lerde Türk turizminin başlangıç noktası olarak algılanabilen bir destinasyon olan İzmir özellikle Türkiye’nin ve turizmin tanınmasında önde gelen şehir haline gelir.

Dönemin filmlerinde de kendiliğinden film çekim platosu haline gelen İzmir birçok yerli ve yabancı ziyaretçinin akınına uğrar.

1980’lerde temeli atılıp faaliyete giren İzmir Adnan Menderes Havalimanı ile direk uçuşlar da artış gösterir. Bugün İzmir Adnan Menderes Havalimanı yeni dış hatlar havalimanı ile yurtiçi ve yurtdışı uçuşları ile birçok kenti İzmir’e bağlıyor.

70’li yıllardan bu yana İzmir ve ilçelerinde turistik tesisler geliştirilmesi ve turizm alt yapısının tamamlanması üzerine çalışılıyor. İzmir’deki arazilerin ve arsaların kıymetli oluşu yatırımcıları kimi zaman başka sektörlere itmiş olsa da İzmir’in turizmdeki geleceği girişimcilerin turizm yatırımlarında ümitsiz olmaması ve çaba göstermeleri ile gelişiyor.

Birçok ören yerinde kazı çalışmaları yapılıyor, eski eserler gün ışığına çıkarılıyor.

İzmir bugün tarihinden gelen ilham ile, Bergama ve Efes gibi UNESCO Dünya Mirası listesine dahil olan eşsiz arkeolojik mirası ile yerli ve yabancı ziyaretçileri yıl 12 ay turizm anlayışı ile ağırlamaya devam ediyor.

Kentin tarihinden bu yana belleğinde yer alan sağlık konusu ile termal turizm ve üçüncü yaş turizmi, fuarlar ve etkinlikler ile kongre turizmi, eşsiz kültürel mirası ile kültür turizmi, limancılık geçmişi ile kruvaziyer turizmi geliştiriliyor.

Önceki Sonraki