Kilis Güneydoğu Anadolu Turizm Nostaljisi

Sınır bölgesinde yer alan yorganlarıyla meşhur, Kilis şehrini yakından tanıyalım. Türkiye’nin Güneydoğusunda yer alan Suriye ile komşu Kilis, Gaziantep’e 58, Suriye’ye 10 km uzaklıktadır. Şehir fazla engebeli olmayan bir alan üzerine kuruludur. Türkiye üzerinden Suriye’nin Halep şehrine kadar uzanan yol Kilis’ten geçmektedir. 10 Haziran 1995 yılında Yalova ve Karabük’le beraber il olmuştur. 79 plakalı ilin rakımı ise 693’tür. 4 ilçesi bulunan Kilis’in 137 tane de köyü var. Toplam nüfus 140 bin civarında. Fakat Suriye’de yaşanan savaştan dolayı Kilis’e konteynır kent kurulmuş. Bundan dolayı Kilis’in nüfusu birkaç kat artmış.

Oylum Höyük Köyü ve Mozaiği
3 / 7

3.

OYLUM HÖYÜK KÖYÜ VE MOZAİĞİ

Gaziantep-Kilis karayolu üzerinde aynı adı taşıyan Oylum Köyünde yer alır. Kilis Ovasına hâkim konumu ile biri 22 metre, diğeri 37 metre iki yükseltiden oluşan höyük, 460 metre uzunluğunda ve 370 metre genişliğindedir. Oylum Höyük doğu-batı yönünde Fırat Vadisi ile Amik Ovası; kuzey-güney yönünde ise Kuzey Suriye ile Anadolu platosu arasında bir kesişme noktasıdır. Stratejik konumu nedeniyle çeşitli dönemler boyunca orduların, kervanların geçtiği bir uğrak noktası olmuş, hemen her dönem de iskân görmüştür. Yalnızca Kilis’in değil, Ortadoğu’nun en büyük höyüklerinden biri olmasının yanı sıra Anadolu, Suriye ve Mezopotamya kültürlerinin kesiştiği bir merkez özelliği taşımaktadır. Kalkolitik Dönemden Hellenistik Döneme kadar iskân gösteren Oylum Höyükte yapılan kazılar sonucunda bölge tarihinin beraberinde Ön Asya tarihi de aydınlatılmaktadır. En eski Kilis yerleşimi olarak kabul edilen höyük üzerinde gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmaları bölgenin 5500 yıllık tarihine ışık tutmaktadır.  Höyük üzerinde ilk bilimsel çalışmalar 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin ÖZGEN başkanlığındaki araştırma ile başlamıştır. 2000 yılından günümüze kadar kazı çalışmaları Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Atilla ENGİN tarafından yürütülmektedir.  Roma Dönemi; höyüğün güney yamaçlarından toplanan çömlek örnekleri ile temsil edilir. Hellenistik Dönem; höyüğün en yüksek noktasına yakın alanda, kuzeydoğu ve güneybatı açmalarda saptanmış altındaki Demir Çağı tabakalarının ise kuzeyde ve doğu yamaçta yoğunlaştığı görülmüştür. Doğu yamaçta açılan basamaklı yamaçta Tunç Çağı buluntuları yapı katlarına bağlı olarak ele geçmiştir. En eski dönemi temsil eden Kalkolitik Çağ buluntuları ise höyüğün kuzeydoğusunda ortaya çıkarılmıştır. Gerek yüzey araştırmaları gerekse gerçekleştirilen kazılar höyüğün en azından Geç Kalkolitik Dönemden (M.Ö. 3500-3000) itibaren kesintisiz olarak yoğun iskân gördüğünü ortaya koymaktadır. Oylum Höyük çevresindeki uydu yerleşme niteliğindeki birçok höyükle birlikte başta Tunç Çağları (M.Ö. 3000-1200/1000) olmak üzere çeşitli dönemler boyunca bölgesel bir merkez durumundadır.

Oylum Höyük'ün içinde yer aldığı bölgenin araştırma tarihçesi 1900'lü yılların başlarına uzanır. J. Garstang ve B. Hrozny; 1950'li yıllarda M.V. Seton-Willams ve P. van der Meer ile C. Hillen; Gaziantep ile Halep arasındaki bölgede kazı ve araştırma yapan bilim adamlarıdır. Oylum Höyük'ün bu bölge içerisindeki önemi ise ilk kez U.B. Alkım'ın İslahiye Ovası araştırmaları sırasında vurgulanmış;bunu Gaziantep İli'nde yüzey araştırmaları yapan İtalyan Ekibi'nin çalışmaları izlemiştir. Höyük üzerindeki ilk bilimsel çalışmalar ise 1985 yılında Engin Özgen başkanlığındaki araştırma ile başlar. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi ile Gaziantep Müzesi'nin ortak projesi olarak başlayan kazı çalışmaları; 1990 yılından itibaren Engin Özgen başkanlığında Hacettepe Üniversitesi ile Alman Arkeoloji Enstitüsü-İstanbul'un ortak çalışması olarak devam etmiştir. Uluslararası katılımcılar arasında Dr. Barbara Helwing (Alman Arkeoloji Enstitüsü, Berlin) Olivier Nieuwenhuyse (Leiden Üniversitesi, Hollanda) ve Dr. Alan Graves (Liverpool Üniversitesi) yer almıştır. Kazı çalışmaları günümüzde Cumhuriyet Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Atilla Engin, Yrd. Doç. Dr. Erdal Eser ve Yrd. Doç. Dr. Meryem Acara Eser danışmanlığında her yıl kesintisiz olarak sürmektedir.

Önceki Sonraki