Kütahya Ege Turizm Nostaljisi
Hem tarihi hem de yemyeşil doğası ile beraber Kütahya, gezi rehberinizde mutlaka olması gereken şehirler arasında yer almaktadır.Ayrıca sağlık ve Kaplıca alanları ile beraber dünya çapında bu turizme de önemli katkı sağlayan şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu yüzden her sene hem yerli hem de yabancı oldukça yoğun bir turist akınına uğradığını söylemek mümkün.
9.
DÖNENLER MEVLEVİHANESİ
Mevlevîliğin Kütahya'daki izleri Sultan Veled döneminin yıllarında görülür.Sultan Veled'e müntesip bulunan, halkın "Kütahya Fatihi" adını verdiği Emir İmadüddin Hezâr Dînârî şimdi Ergun Çelebi'nin bulunduğu yerde dergahı inşa ettirmiştir.I. Yakub Çelebi (1300-1340) zamanında,Konya'dan kalkarak, Beyşehir,Eğirdir, Afyon ve Denizli yoluyla Kütahya'ya gelen Sultan Veled, şehri gezmiş ve güzelliğine hayran kalmıştır.
Kütahya Mevlevîhânesi Germiyanoğulları zamanında faaliyetini artırmıştır. 1329 yılında bugünkü Mevlevîhâne'nin bulunduğu sahada yeniden inşa edilen binada,gerek şehrin ve gerekse köylerine varıncaya kadar çevresinin sosyo-kültürel hayatında çeşitli etkinlikler meydana getirdiği şeriyye sicillerinden ve vakıf kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Sultan Veled'den sonra, Mevlevîliğin yönetimine getirilen oğlu Ulu Ârif Çelebi de Kütahya üzerinde durmuştur. I.Yakub Bey'in, Ulu Ârif Çelebi'nin müridi oluşu da bu münasebetin boyutlarını daha iyi göstermektedir.
Germiyan beyi Süleyman Şah, Sultan Veled'in kızı Âbide Mutahhara Hatun'la evlenmiş, bu izdivaçtan doğan Devletşah Hatun, Yıldırım Bayezid'in hanımı olmuştur.Kütahya şehri 1381 yılında Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılar'a geçmiş ve Yıldırım Bayezid buraya vali tayin edilmiştir. Bu ırsi yakınlık, Osmanlı Sultanları'nın Mevlevîleri "akraba" olarak kabul etmesine de vesile olmuştur. Tahta geçen Osmanlı Sultanları'na, Edirne kapısı dışında düzenlenen muhteşem merasimlerle Mevlevî Şeyhi tarafından kılıç kuşatılması geleneği bu tarihi bağa dayanmaktadır.
Mevlevîlik Tarikatı'nın faaliyetlerine yön veren Mevlevîhaneler arasında Kütahya dergahının yeri büyüktür. Mevlevî dergahlarından en önemlilerine asitane denirdi. Kütahya Mevlevîhânesi de dünya üzerindeki 14 asitaneden biriydi.Konya ve Afyon Dergahlarından hemen sonra gelmesi, Osmanlı sınırları içerisinde yayılmış yüzü aşkın şube arasında sahip olduğu mevkinin önemini gösterir.
Mevlevîhâne bitişiğinde şeyhlere mahsus olan hâneyi 1813 senesinde Kütahya'da ikamete memur edilen reisülküttab Sadrazam Gailp Paşa şeyhlerin ikametine tahsis etmiş ve Ağustos 1814 Ramazanı'nda vakfiyesini tanzim ettirmiştir. Mevlevîhâne 1936 senesinde sûrı hümayuna davet edilen Kütahya Mevlevî şeyhi Abdülkâdir Efendi'nin ricası üzerine tekkenin tamiri için Kütahya feriki Hafız Paşa'ya emir verilmiştir.1841 senesinde Mevlevîhâne tekrar tamir görmüştür.
Mevlevîhâne'nin son dönemlerinde bütün iyi niyetlere rağmen özellikle İdris Hamdi Dede'den sonra insani unsurların da ortaya çıkmasıyla Turuk-ı Aliyye geleneğine uygun olmayan bazı nâhoş olaylar olmuştur. Postnişin şeyhler Sâkıb ve Ergûn Çelebi'nin yaşlarının küçük olması, yerlerine vekâleten Hüsameddin Çelebi, Ahmed Remzi Dede, Hasan Ulvî Dede ve Mustafa Nuri Dede gibi dirayetli şahısların sebebi tam anlamıyla anlaşılamayan nedenlere binaen hüsnü kabul görmemiş olması bu durumun en önemli sebepleri arasında gösterilebilir. Ancak Kütahya ulema ve meşayihleri başta olmak üzere şehir eşrafından da bir takım kişiler devreye girerek bu meseleye uygun bir çözüm getirmeye çalışmışlar, huzurun temini için gayret sarf etmişlerdir.İçlerinde Tavşanlı Mevlevîhânesi Dedesi dahil muhibbân, ihvân, dede ve çelebilere ait 40'a yakın zevâtın mühür ve imzasıyla, tekkenin aslî hüviyetini koruyamamasının verdiği üzüntü dile getirilmiştir.
Mevlevîhâne bugün Dönenler Camii adıyla anılmaktadır ve mevlevîhânenin türbe kısmında Celaleddin Ergûn Çelebi evladından bir hayli zevat medfûndur.
Turizm Günlüğü