Şanlıurfa Güneydoğu Anadolu Turizm Nostaljisi

Şanlıurfa, Türkiye’nin en kalabalık 9. şehri olmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa halkı tarafından Urfa olarak adlandırılır. Kurtuluş Savaşı’nda gösterilen azim ve kararlılığın ardından şehre “şanlı” unvanı verilmiştir. Şanlıurfa’nın tarihi ve turistik yapıları da zamanla ilgi odağı olmaktadır. Mutlaka gidilmesi gereken şehirlerden biri olarak düşünülmektedir. Gerek mutfağı ve kullanılan farklı eşyalar, ev yapıları ile merak edilmektedir. Peki, Şanlıurfa da mutlaka gezilip görülmesi gereken semtler, tarihi ve mekânları nerelerdir gelin birlikte görelim.

Şanlıurfa Tarihi
2 / 18

2.

URFA’YI MÜSLÜMANLARIN FETHİ VE DÖRT HALİFE DEVRİNDE URFA

636 tarihinde Kudüs’ün fethi sırasında halife Hazreti Ömer (r.a.) Kudüs’e gitmişti. Oradan Fırat’ı geçerek daha kuzeye doğru çıktığı ve onun bu seyahati sırasında Urfa’ya yaklaştığı, Urfa halkının Hazreti Ömer’i (r.a) karşılamaya çıktıkları ve Urfa’nın güvenliği hakkında kendisinden söz aldıkları da kaydedilmektedir. Halife Ömer, İyaz bin Ganem’i Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) valiliğine tayin etmişti. İyaz b. Ganem, önce “Pagan” dininde (daha sonra kendilerine Sabiî denilecek) olan yani halkının yıldızlara taptığı Harranlılara teslim olmalarını teklif eder. Harranlılar, önce Urfa’ya gitmelerini ve bu teklifi onlara yapmalarını, Urfa’nın nasıl bir anlaşmayı kabul ederlerse kendilerinin de aynı anlaşma gereğince teslim olacaklarını söylediler. Bu devirde Bizans İmparatorluğu, putperest olduklarından dolayı Harranlılara, Hristiyan olmalarına rağmen mezhep ayrılığından dolayı Uralılara zülum ediyordu. O sebepledir ki İslam ordusunun Harran önlerine gelmesi Harranlılara adeta Bizans işkencelerinden kurtulma ümidi vermişti. Yine de Urfa’nın nasıl hareket edeceğini görmek istiyorlardı. Bu arada Urfalıların, Müslümanları kurtarıcı olarak ve seve seve karşıladıkları söylenilmektedir. İyaz bin Ganem Urfa halkı ile anlaştı. Güneydoğu Anadolu’nun diğer şehirlerinin halkı da Urfa barış şartlarına göre, Müslümanlarla barış yaptılar. Böylece Urfa miladi 637–38 yılında fethedildi.

URFA’DA EMEVİLER DEVRİ

Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Şam valisi hazreti Muaviye, bu bölgeye Mudar kabilesinin kollarından Beni Temim ve Kays kabilelerini yerleştirmişti. Zaten İslam’dan evvel de Mudarlar bu bölgede yerleşmişlerdi. Onun için Urfa’nın da içinde bulunduğu bu bölgeye bir müddet “Diyar-ı Mudar” deniliyordu. Hazreti Osman’ın şehit edilmesinden sonra Halife olan Hazreti Ali’nin (halifeliği 656–660) halifeliğini Şam valisi Hazreti Muaviye tanımamıştı. O yüzden hazreti Muaviye’nin (halifeliği 660–680) Şam valiliği sırasında ve sonra müstakil hareket ettiği halifeliği zamanlarında, Urfa da Muaviye’nin idaresine girmiştir. Hazreti Muaviye, yumuşak huyluluğu ve cömertliği ile sadece emrinde bulunan müslüman kabilelerini değil, bölgedeki Hristiyanları da hoşnut etmişti.

Velid bin Abdulmelik (705–715) halife olduktan sonra el-Cezire (güneydoğu Anadolu) bölgesine kardeşi Mesleme bin Abdulmelik’i (ö.739) vali tayin etti. Mesleme de devamlı Anadolu içlerine ve hatta İstanbul’a gazalar yapardı. O devrin efsanevî kahramanı Battal Gazi (ölüm.740) de Mesleme’nin komutanlarındandı. Mesleme bin Abdülmelik bölgeye vali olunca, bölgenin merkezini Kinnesrin’den Harran’a taşıdı. İkamet etmesi için de bir saray inşa ettirdi. Böylece Mesleme’den itibaren Güneydoğu Anadolu valileri devamlı Harran’da ikamet etmeye başladılar. Dolayısıyla Anadolu içlerine yapılan gazalar için buradan ordu sevk ettiler.

Urfa ve Harran’ın fethedilmesi ile Urfa Anadolu’ya açılan bir kapı oldu. Bundan sonra Anadolu üzerine yapılan bütün gazalar Urfa ve Harran üzerinden yapılmıştır. Öyle ki Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) genel valileri Kinnesrin’den sonra bölgenin merkezi olan Harran’da otururlar ve Bizans üzerine gönderilen orduları buradan idare ederlerdi.

URFA’DA ABBASİLER DEVRİ

Harran, Emevilerle Abbasiler arasında cereyan eden kanlı ve şiddetli savaşlara sahne olmuştur. Bu sırada Abbas oğullarının propagandasını yapanlar, Resulullah’ın (s.a.s.) amcası Hazreti Abbas’ın (ö.653) oğlu Abdullah’ın (ö.687–88) oğlu Ali’nin (ö.736) oğlu Muhammed’e (ö.743) biat ediyorlardı. Onun vefatından sonra da oğlu İbrahim’e biat etmeye başladılar. Dolayısıyla bu İbrahim’e de İmam İbrahim diyorlardı. İmam İbrahim Emevi Halifesi Mervan bin Muhammed (halifeliği 744–750), İmam İbrahimi Harran’da zindana attırdı. İmam İbrahim’in zindanda vefatından (749) sonra Abbas oğulları Abdullah es-Seffah’a 30 Kasım 749 tarihinde biat ederek halife yaptılar. Böylece ilk Abbasi halifesi Abdullah es-Seffah (halifeliği 749–754) oldu. Abbasiler Fırat kısışında cereyan eden savaşta Emevileri yendiler ve Harran’a girdiler. Bu tarihten sonra Urfa bölgesi Abbasi egemenliğine girdi.

URFA’DA HAMDANİLER VE NUMEYRİLER DEVRİ (905–1081)

Onuncu yüzyıldan itibaren artık Abbasi halifelerinin askerî ve siyasî güçleri kalmamıştı. Bu yüzden İslam ülkelerinin bazı yerlerinde şehir devletçikleri diyebileceğimiz kendi hâkimiyetlerini kuran hükümdarlıklar oluşuyordu. Böylece bazı valilikler bu şekilde kendi yarı bağımsızlıklarını ilan ediyorlar ve sadece halifeye dini bakımdan hürmet gösteriyorlardı. 905 tarihinden itibaren de Hamdaniler (905–991) bölgeye hâkim olmuşlardı. On birinci yüzyıl başlarında ise Urfa Numeyr oğullarından (991–1081) Utayr adında birinin hâkimiyetinde idi. Utayr kendisi Hille’de oturuyor ve Urfa’yı da naibi Ahmed bin Muhammed adında biri yönetiyordu.

URFA’DA SELÇUKLULAR DEVRİ (1086–1098)

1059 tarihinde Sultan Tuğrul’un (1040–1063) emriyle Alpaslan Harran’ı ele geçirdi. Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın, Bizans İmparatoru Diyojen ile 1071 senesinde yaptığı Malazgirt meydan muharebesini kazanması sonunda yaptığı antlaşma içinde evvelce Müslümanlara ait olan şehirlerden Urfa’nın da Selçuklulara bırakılması maddesi de bulunuyordu. Böylece Urfa tekrar Müslümanlara bırakıldı. 1081 tarihinde Şerefüddevle Müslim bin Kureyş Harran’ı zapt etmiş ve Urfa ile barış anlaşması yapmıştı. 1072 tarihinde Alpaslan’ın ölümü ile Selçuklu tahtına Alpaslan’ın oğlu Melikşah geçti. Büyük Selçuklu sultanı Melikşah (1073–1092), amcası oğlu Kutalmış (ö.1064) oğlu Süleymanşah’ı (ö.1086) Anadolu’ya göndererek Urfa ile Birecik arasında yerleşmelerini emretmişti. Sultan Melikşah’ın (1073–1092) komutanlarından Bozan (ö.1094) 1086–87 senesinde Urfa’yı kuşattı. Sultan Melikşah Urfa’yı zapt eden komutanı Bozan’ı Urfa valiliğine tayin etti.

URFA’DA HAÇLI KONTLUĞU DEVRİ (1098–1144)

Haçlı seferi içinde olmak üzere 1098–1099 senesinde Kont Budin (Boudion) adındaki bir kontun emrinde Urfa taraflarına da gelen Haçlılar, o sırada Urfa’nın Hristiyan valisi olan Toros’un kendilerini davet etmesi üzerine Urfa’ya girdiler. 1098 tarihinden itibaren Urfa Kontluğu adı altında bir kontluk kurulmuş oldu.Böylece Urfa Müslüman Türk ve Müslüman Araplara karşı Haçlıların hâkim oldukları bölgeleri koruyan güçlü bir kale oldu.

Önceki Sonraki