Ardahan Doğu Anadolu Turizm Nostaljisi
Doğu Anadolu’nun keşfedilmemiş hazinelerinden biri olarak gösterilen Ardahan, Türkiye’nin en doğuda yer alan şehirleri arasındadır. Bir sınır şehri olarak Ardahan günümüzde olduğu gibi geçmişte de komşularımızla kültürel etkileşimimizin yaşandığı bir şehir olmuştur. Şehir ekonomisi henüz yeterince gelişmiş olmadığı için sürekli yurt içine ve yurt dışına dış göç vermektedir. Bununla birlikte Ardahan, diğer birçok şehrimiz gibi çok zengin bir kültürel ve tarihi mirasa sahiptir.
4.
AKÇAKALE ADASI
Çok eski kale kalıntıları ile 10. yüzyıldan kalma kilise kalıntısından hareketle Gürcüce kaynaklarda adı Tetrtsihe olarak geçen Akçakale’nin eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Tetrtsihe, erken Orta çağda Gürcü Krallığı’nın yönetimindeki bölgede yer alıyordu. 11. yüzyılın son çeyreğinde Büyük Selçukluların hakimiyetine girdi. 13. yüzyılın ikinci yarısında Gürcü prensliği Samtshe-Saatabago (1268-1625) Akçakale’nin de yer aldığı eski Mesheti topraklarına hakim oldu.Tetrtsihe, Samtshe-Saatabago yönetimindeyken, 1578’de Lala Mustafa Paşa’nın komutanlarından Abdurrahman Bey tarafından ele geçirildi. Osmanlılar Tetrtsihe’ye aynı anlama gelen Ağca Kala adını verdiler. Nitekim Osmanlıların Gürcülerden ele geçirdiği toprakların en eski tahrirlerinden olan 1595 tarihli Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı tahrir defterinde Ağca Kala olarak kaydedilmiş olan yerleşme, Çıldır livasında Canbaz nahiyesine bağlı bir köydü. Köyün nüfusu 6 haneden oluşuyordu. O tarihte vergi yükümlüsü erkekler olarak İvane, Zakara, Şakara gibi adlar kaydedilmiştir. Köy yılık 8.000 akçe vergi vermekle yükümlü tutulmuştur.
Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı tahrir defterinde Ardahan-i Büzürg livasında Meşe nayiyesine bağlı Ağca Kala adını taşıyan başka bir köy daha vardır. Bu köy bu tarihte tamamen boştu. Bu ikinci Ağca Kala, daha geç tarihli Defter-i Caba-i Eyalet-i Çıldır’da da Ardahan-i Büzürg livasında Meşe nahiyesine bağlı bir köy olarak geçer.
Uzun süre Osmanlı yönetimi altında kalan Ağca Kala, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya İmparatorluğu’nun eline geçti. Bu tarihte köyde 15 hane yaşıyordu. 1886 tarihinde Rusların Agcakala olarak kaydettiği köyün nüfusu 178 kişiden oluşuyordu ve bu nüfusun tamamı Karapapak olarak kaydedilmiştir.1889’da ise köyde 85 hane vardı. I. Dünya Savaşı sırasında Ardahan bölgesini gezen Gürcü araştırmacı Konstantine Martvileli'nin verdiği bilgiye göre, Ağca Kala'da sadece Karapapaklar yaşıyordu. Köyden Tetri Tsihe olarak söz eden Martvileli, köyün adının, köyün tepesinde beyaz taşlardan inşa edilmiş olan kaleden geldiğini yazar.
- Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Rus ordusunun bölgeden çekilmesinin ardından Ağca Kala bağımsız Gürcistan sınırları içinde yer aldı. Kızıl Ordu'nun Gürcistan'ı işgali sırasında Ankara Hükümeti kuvvetleri de Ardahan ve Artvin bölgeleri ile geçici olarak Batum'u fiilen sınırlarına kattı. 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması’yla Ağca Kala’nın da içinde yer aldığı Ardahan ve Artvin bölgeleri Türkiye’ye bırakıldı.
Akçakale’deki en önemli tarihsel yapılardan biri 10. yüzyılda inşa edilmiş olan kilisedir. Tek nefli bir yapı olan kilise, buradaki şehrin kalesine ait bir kilisesiydi. Çıldır Gölü’ndeki adada, çok eski bir kentin kalıntılarının olduğu yerde, kalenin eteklerinde yer alan kiliseden geriye sadece yıkıntılar kalmıştır. Bir başka tarihsel kalıntı bugünkü köy yerleşmesinin güneybatısındaki adada yer alan kaledir. Büyük ebatlı (1.600 x 850 m) bir kale olan Akça Kale (Tetrtsihe), adadaki kenti savunmak amacıyla inşa edilmiştir. Bir kulesi de bulunan kalenin yeraltındaki yapıları da günümüze ulaşmıştır. Akçakale köyünde daha küçük ebatlarda (420 × 300 m) ikinci bir kale daha vardır. Harç kullanılmadan inşa edilmiş olan bu kaleden geriye sadece yıkıntılar kalmıştır.
1917 yılında Ardahan bölgesini dolaşan Gürcü araştırmacı Konstantine Martvileli de köyün tepesinde beyaz taştan inşa edilmiş bir kale bulunduğunu, bu kalenin neredeyse tamamen yıkılmış olduğunu, biraz uzağında küçük bir beyaz kalenin daha var olduğunu, ancak orada kimsenin yaşamadığını ve buranın sadece eski bir köy yerleşimi olduğunu yazmıştır.
Turizm Günlüğü